Blog

E-Hemşire.com

Sağlık Personellerinin Sorunları

Sağlık Personellerinin Sorunları

Koruyucu sağlık hizmetlerinin ağırlık kazandığı bir sosyalleştirme politikası, sağlıkçıların daha çok toplum içerisinde çalıştırılmasını hedefler.

Sağlığı kaybetmenin nasıl bir şey olduğunu sormak isterseniz, hastalananlara, onların en yakınlarına ve bir de sağlık personeline sorun.

Sağlık personeli öyle acı yüklü olguları yaşamaktadır ki, hastalarının yaşadığı açmazı içinde hissetmektedir, kuşkusuz “hasta ve yakınlarından” çok daha fazla deneyimlidir.

Herkesin bir gün sağlığının bozulması kaçınılmazdır. Bunun için yürütülen çalışmalar, koruyucu sağlık hizmetleri başlığı altında toplanır.

İnsan sağlığını korumanın değerini en çok sağlıkçıların bilmesi gerekir. Her gün karşılaştıkları acı, umutsuzluk ve pişmanlık içindeki hastalardan nelerin yapılıp, nelerin yapılmaması gerektiğini çoktan öğrenmiş olmalıdırlar.

Sadece evde, sokakta değil, iş çevremizde de sağlığımızı bozan kötülüklerle karşılaşırız. İş tehlikeleri az değildir; ama tanınması bilgi ve dikkat ister. Bu tehlikelerden korunmak, önerilen önlemlere uymak da bilinç ister.

Sağlık personelinin karşı karşıya kaldığı sorunlar incelenirken, hiç kuşkusuz bu olgu, yürütülen sağlık politikalarıyla iç içe girmektedir. Yine bu konu, kimleri sağlık personeli olarak gördüğünüzle de yakından ilgilidir.

Koruyucu sağlık hizmetlerinin ağırlık kazandığı bir sosyalleştirme politikası, sağlıkçıların daha çok toplum içerisinde çalıştırılmasını hedefler. Bu yaşam alanlarındaki risklerle sağlıkçıların daha çok karşılaşmasına yol açabilir.

Örneğin kardan yolu kapanmış bir köye erişmeye çalışan sağlıkçıların, “donma” tehlikesi ile karşı karşıya kalması birçok meslekte önümüze çıkmayacak yaşamsal bir tehlikedir.

Halkın geniş kesimlerinin, hizmetlerden yoksun kalması (su, kanalizasyon, sağlıklı konut, eğitim vb), bulaşıcı hastalıkların, en çok görülen hastalıklar sıralamasında öne geçmesine yol açar. Bu tür durumlar sağlık personelinin karşılaşma olasılığı olan mesleksel riskler içerisinde bulaşıcı hastalıkları öne çıkarır.

Sağlık personelinin kapsamı oldukça geniştir. Kimler sağlık personelidir? Kapsam, yürütülen sağlık politikasına göre farklılık gösterir. Ayrıca yeni teknolojilerin sağlık alanına yansıması, sağlık mesleklerine de yeni eklemeler getirmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) ortaya koyduğu sağlık personeli listesi ise, eksikleriyle birlikte yol gösterici olmayı sürdürmektedir. DSÖ’ye göre, sağlık meslekleri şöyle sıralanmaktadır;

- Ebe
- Hekim
- Hemşire
- Diş hekimi
- Sağlık memuru
- Eczacı
- Biyolog
- Diyetisyen
- Veteriner
- Ziraat mühendisi
- Tıp fizikçileri
- Sağlık mühendisleri
- Çevre sağlığı teknisyenleri
- Çocuk gelişimi uzmanları
- Sosyal hizmet görevlileri
- Sağlık eğitimcileri
- Fizyoterapistler
- Değişik dallarda çalışan teknisyenler
- Hastabakıcılar
- Hizmetliler
- İdari işler görevlileri
- Şoförler

Sağlık personelinin karşı karşıya kaldığı mesleksel tehlikeler içinde, “en çok görülen, en çok sakat bırakan ve en çok öldüren” özelliklerine göre, önde gelen 5 tanesi şunlardır;

Radyasyon;

Görüntüleme merkezlerinde ve kemoterapi ünitelerinde çeşitli yollarla personel radyasyona maruz kalabilir. Hastalar, bir kez, ama sağlık personeli birçok kez radyasyona maruz kalmakta; yaşamını radyoaktivite yüklü alanlarda geçirmektedir.

Servislerde ya da ameliyathanelerde, hasta başında ve korunmasız gerçekleştirilen işlemlerde sıklıkla etkilenme söz konusudur.

Enfeksiyonlar;

Sadece bulaşıcı hastalıkların tedavisi ile uğraşan servislerde değil; ameliyathanelerde, kan ya da solunum yoluyla geçen hastalıkların tedavisiyle uğraşılan bölümlerde de sağlık personeli risk altındadır. Hepatit, AİDS, şarbon sağlıkçıların meslek hastalıklarının en bilinenlerindendir.

Anestetik ve kimyasal maddeler;


Hastaların bayıltılması için kullanılan kimyasalların çoğu, bir süre sonra insan sağlığı için zararlı olduğu anlaşılarak terk edilmektedir. Trikloretilen gibi. Hastanın bayıltılması işlemini birçok kez tekrarlayan anesteziyoloji personeli ve ameliyathane çalışanları, sızıntılar dolayısıyla risk altındadır. Ayrıca biyokimya vb laboratuarlarda çalışan personel de çeşitli kimyasallarla karşı karşıyadır.

Kaba kuvvet uygulanması;


Toplum hastalıklardan korunma konusunda umursamazdır. Toplum, erken tanı konusunda duyarsızdır. Ama “en son aşamada sağlık tesisine getirdiği” hastasının ne pahasına olursa olsun kurtarılmasını bekler. Kaçınılmaz bir olgu olan bu istem karşısında, sağlık personeli de elinden geleni yapmak ister.

Fakat yaşamın gerçekleri ile isteklerimiz her zaman buluşmaz. Bunu kabullenmek de kolay değildir. Hele hasta ve yakınları için... Ama duyulan tepki ve öfkenin hedefine sağlık çalışanlarını oturtmak vefasızlıktır.

Yetersiz kapasiteler ve personel sayısındaki kısıtlamaları düşündüğümüzde, hizmetteki aksamaların faturasının, yöneticilerce ustaca, sağlık personeline yönlendirilmesi hainliktir.

Bu hainliği, yalnızca sağlık tesislerinin yöneticileri, yalnızca hatalı sağlık politikalarının mimarı politikacılar yapmıyor; çarpık düzeni sürdürmeyi kendi çıkarlarına uygun görenler de, günah keçisi olarak kendilerinin dışındakileri gösteriyorlar.

Aşırı ve düzensiz çalışma;


Sağlık personelinin yoğun olarak maruz kaldığı aşırı ve düzensiz çalışma çok sayıda sağlık sorununa ve iş güvenliği problemine yol açabilmektedir.

Bunlar arasında belli başlıları; kronik uykusuzluk, yorgunluk, motorlu araç kazaları, hafıza ve konsantrasyon bozuklukları, iş kazaları, malpraktis, bazı kanser türleri, duygu-durum bozuklukları, tükenmişlik sendromu, yabancılaşma ve aile içi gibi sorunlar olarak belirtilebilir.

Bunların dışında, sağlık personelinin, meslek uygulamalarından kaynaklanan “bedensel, ruhsal ve sosyal” birçok tehlike tanımlanabilir. Bu mesleksel tehlikelerin tümü önlenebilir. Hiç biri kaçınılmaz değildir; uygun önlemlerle sıfıra yaklaştırılabilir.

Enfeksiyon hastalıklarının bulaşma yolları 19. yüzyıldan beri çözümlenmeye başlanmıştır. Hatta bunların aşıları ve ilaçları da çoğunlukla ortaya konulmuştur.

Radyasyon konusunda ise, uluslararası sözleşmelerden, uluslararası kurumsallaşmalara kadar birçok koruyucu mekanizma ortaya konulmuştur.

Ülkemizde de bunların tümü kabul görmüştür. Kimyasallar ve anestetik gazlar ile ilgili bilgi birikimi de oldukça fazladır.

Hem dünyada ve hem de Türkiye’de bunların zararlı etkilerinin nasıl tanınabileceği ve önlenebileceği konusunda geniş bir bilgi birikimi bulunmaktadır.

Sağlık personelinin karşı karşıya kaldığı risklerden “kaba kuvvet uygulanması” bunlar içerisinde çözümü en zor olandır. Çünkü toplumda şiddet kullanımı, tek başına bireysel öfke ve çaresizlikten kaynaklanmaktadır.

Bu şiddet uygulaması, yenidir ve küreselleşmenin toplumda yaygınlaştırdığı bir tepki biçimidir. Bu bakımdan kesin çözümü, bir tek sağlık tesisinin kendi olanaklarıyla açıklanamaz.

Güvenlik önlemlerinin arttırılması, güvenlik personelinin güçlendirilmesi ve potansiyel tehlikeler karşısında hasta yakınlarının sağlıkçılarla görüşmesinde sayı sınırlamasına gidilmesi düşünülmelidir.

Bütün bu risklerin çoğalmasına ve etkisinin ağırlaşmasına yol açan en önemli etmen çalışma süreleridir. Bu süreyi, yalnızca, çalışılan kurumda geçen süre olarak görmek doğru değildir.

Sağlıkçının, bir gün içerisinde, kendi adına ya da ücretli olarak yürüttüğü diğer çalışmaları da “mesleksel riskle karşılaşılan süre” içerisinde görmek gerekmektedir. Önlemleri de bu çapta değerlendirmek gerekir.

Sağlık Personellerinin Sorunları konusunda, gerek tanı ve gerekse bunların önlenmesi çalışmaları, tek tek bireylerin boyunu aşan çalışmalardır. Çünkü başarıyı sağlamak için karşılarında, ekonomik yönden kendisinden çok daha güçlü yöneticileri (ya da patronları) ve neyin nasıl yapılacağını söyleyen devasa bir bilim dalı (iş sağlığı güvenliği) vardır.

Bu, yalnızca çalışanların kendilerine (ve ailelerine) karşı sorumlulukları değil, aynı zamanda mesleksel bir sorumluluktur. Sağlık çalışanları, yalnızca kendi mesleksel sağlıkları için değil, tüm çalışanlarını sağlığı için duyarlı olmalıdırlar.

Ülkemizde meslek hastalıklarının, çoğunlukla tanı bile konulmadan gözden kaçırıldığı düşünüldüğünde, bundan sağlık çalışanlarının da önemli bir payı olduğu unutulmamalıdır.

Tüm çalışanların meslek hastalıklarına karşı gösterilen kayıtsızlık, sağlık personelinin sağlığını bozmakta; onların hastalıklarına karşı kayıtsızlığı beslemektedir.

BLOG KATEGORİLERİ
Evde Bakım HemşireliğiHemşire Çalışma AlanlarıHastalıklar ve Hemşirelik YaklaşımlarıManşet HaberlerSağlıklı BakımAktualiteMakale & Sağlık HaberleriDoğal BakımGüncel DuyurularSağlık PersonelleriMesleki BilgilerHemşirelik MevzuatıHemşirelik YayınlarıHemşirelik Eğitimi Veren Okullar