Onkolojide Anksiyete
Günümüzde en önemli ve güncel sorunlardan biri olan kanser, tıbbi-fiziksel bir hastalık olmasının yanında, ruhsal ve psikososyal bileşkeleri yoğun olan bir sorundur.
Ölüm korkusu, ağrı ve acı çekeceği düşüncesi, bağımlı kalma sıkıntısı, beden şeklinin bozulması, yeteneklerini kaybetme, kişiler arası ilişkilerde bozulma, rol işlevi kaybı ve ekonomik sorunlar en önemli kaygılardır.
Kanser tanı öncesi aşamadan terminal döneme dek, hastalarda ciddi stres yaratan, tüm dengeleri ve uyumu zorlayan bir hastalıktır.
Çeşitli araştırmacılar anksiyetenin, kanser tanısı, tedavisi ve yaşantısına yönelik oluşan tipik emosyonel bir reaksiyon olduğunu belirtir.
Anksiyete endişe, korku, gerginlik, huzursuzluk, kaygı ve sıkıntı halidir.
Anksiyeteli bir kişi belirsizlik ve yardımsızlık duygusuna eşlik eden belli olmayan bir gelecek korkusu ya da endişe duygusu yaşar.
Kanser hastalarında hastalığın bilinen ya da bilinmeyen özelliklerinden dolayı yaşanan korku, gelecek kaygısı, tedavinin işe yaramayacağı düşüncesi, olumsuz sonucu bekleme, hastanede yatarken ailenin desteğini yeterince görememe ve belirsizlik yaşama anksiyeteye yol açabilir.
Araştırmacılar kanser hastalarında anksiyete yaratan kriz durumlarını tanı aşaması, tetkik aşaması ve sonuçlarını beklerken, majör tedavi öncesi, ameliyat öncesi, tedavi değişimi, belirti-bulgu ortaya çıkması, relaps görülmesi, hastalık çağrıştıran değişikliklerin hissedilmesi olarak belirtmişlerdir.
Tıbbi hastalarda anksiyete belirti, sendrom ya da bozukluk düzeyinde görülebilir. Kanser hastalarında anksiyete, durumsal anksiyete, hastalıkla ilgili anksiyete, tedavi ile ilgili anksiyete ve anksiyete bozukluğu dört biçimde görülebilir.
Kanser hastalarında anksiyete, derecelerine göre hastaların yaşam kalitesini etkileyebilir; bu nedenle değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir.
Kaynak: Uzm. Hem. Nihal BOSTANCI
İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu, Psikiyatri Hemşireliği Anabilim Dalı
Onkoloji Hemşireliğinde Kanıta Dayalı Semptom Yönetimi |