HEMŞİRE AKLIYLA BAKAR ...

  E-Hemşire
 

YÜREĞİYLE HİSSEDER ...

 

BİLGİSİYLE HAYAT VERİR ...

Türkiye’nin En Büyük
Hemşire Portalına
Hoşgeldiniz
Hemşiremisiniz ?
Hemşiremi arıyorsunuz ?

Doğru adrestesiniz.
ÜYE GİRİŞİ
  Giriş Üye Ol
Hemşire Arıyorum
Yara Ostomi İnkontinans Hemşireliği
E-Bülten
Yeniliklerden herkesten Önce Siz Haberdar Olabilirsiniz...
Ad Soyad
E-Posta
 
Hızlı Arama
|
Yara Ostomi İnkontinans Hemşireliği >> Basınç Yarası Font Büyüklüğü

Basınç Yarası

Dekübitüs Ülseri - Yatak Yarası

Latince yatmak anlamına gelen "Decumbere" sözcüğünden türetilmiş olan dekübitüs ülseri, yatak / basınç yarası ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

Bu yaralar yalnızca yatan / yatağa bağımlı hastalarda değil, yürüyemeyen / tekerlekli iskemle ile dolaşan bireylerde görüldüğü için, basınç yarası terimini kullanmak daha doğru olacaktır.

Basınç yarası, yüzeysel ve derin olarak doku bütünlüğünün bozulduğu yumuşak doku nekrozudur. Dokuların uzun süre basınç altında kalması sonucu gelişen ve kemik çıkıntılar üzerinde görülen iskemik doku kaybıdır.

Basınç yaralarının oluşmasındaki en önemli neden basınçtır. Yumuşak doku, basınç altında kalarak sıkışır, kanlanması ve oksijenlenmesi bozulur, sıkışmaya bağlı olarak iskemi oluşur, nekroz engellenmez ise nekroz ve ülserasyon gelişir.

Yetersiz beslenme (Vitamin eksikliği, hipoproteinemi vb.), hareketsizlik / yatağa bağımlı olma, obesite / kaşekşi, kas atrofisi, duyu kaybı, inkontinans, anemi, yaşlılık, nerr, sürtünme, diabet gibi hastalıklar ve ödem yatak yarası oluşmasını kolaylaştıran faktörlerdir. Ayrıca bazı pozisyonlar da belirli bölgelerde daha fazla basınç yaratacağı için, basınç yarası oluşmasına neden olabilir.

Örneğin, hasta yatağının 30° 'den fazla yükseltilmiş olmasına bağlı olarak, hastanın aşağıya doğru kayması ve belli alanların daha fazla basınç altında kalması sonucu doku nekrozu oluşabilir.

Alınacak basit önlemlerle önlenmesi mümkün olan basınç yaralarının, oluştuğu takdirde tedavisi zor, zaman alıcı ve pahalıdır. Karmaşık bir doku yıkım süreci sonucu gelişen basınç yaralarının tedavisi için multudisipliner bir yaklaşım gerekir.

Tedavi için iç hastalıkları, nöroloji, ortopedi, genel cerrahi, plastik cerrahi, beslenme, fizyoterapi gibi farklı disiplinlerin ortak çalışması gerekir.

Basınç Yaralarının Histolojik Sınıflandırılması

1. Evre; Tüm yumuşak dokuda akut inflamasyon vardır. Ülser nemli, yüzeysel ve düzensiz bir eritem şeklindedir. Ağrılıdır, kemik çıkıntılarının üzeri sıcak ve ödemlidir. Cilde bastırıldığı zaman kızarıklık solmaz ve deri bütünlüğü bozulmamıştır.

2. Evre;
Dermisin altında subkütan yağ dokusu içine ilerleyen akut ve kronik inflamatuar durumdur. Epidermis, dermis ya da ikisini birden tutan deri kaybı vardır. Ülser yüzeyseldir. Bölgede sertleşme, renk değişikliği, sıyrık (abrazyon), bül ve ülserasyon vardır.

3. Evre; Kas dokusuna kadar uzanan ancak kas fasyası altına inmeyen, aşırı yumuşak bir doku nekrozu vardır. Subkütan yağ dokusunda akıntılı, pis kokulu, infekte olmuş, nekrozlu bir ülserasyon vardır. Ülser kenarında açık doku, pigmentasyon alanları vardır.

4. Evre; Aşırı bir yumuşak doku nekrozu ve ostemiyelit vardır. İleri derecede doku harâbiyeti vardır, ülserin tabanı kemik dokusundadır. Bu aşamada, yaranın kapatılması için cerrahi müdahale gerekir.

Basınç yaralarının nerelerde oluşabileceğini bilmek, korunma için çok önemlidir. Basınç, en fazla kemik çıkıntıları üzerindeki yumuşak dokularda yara oluşturur. Basınç yarasının oluşmasında, basıncın şiddeti kadar, dokunun basınç altında kalma süresi de etkilidir.

Basınç Yaraları Koruyucu Önlemleri

Basınç yaralarının tedavisi zordur. Bu nedenle oluşmadan önce gerekli önlemlerin alınması etkili bir tedavi yöntemidir. Basınç yaralarının önlenmesi bakım vericinin sorumluluğundadır. Önemli olan doku hasarı oluşmadan koruyucu önlemlerin alınmasıdır.

Basınç Yaralarını Önlemek için;

- Hastanın 2-4 saat ara ile düzenli olarak pozisyonu değiştirilir. Eğer hasta hareket edebiliyor ise, düzenli aralıklarla mobilize edilmelidir.

Pozisyon değiştirme;

Profilaksi için sırasıyla;
Supine pozisyon (sırt üstü pozisyon), 30° sol yan, Prone pozisyon (yüz üstü pozisyon), 30° sağ yan, tekrar supine pozisyon,
Trokanterde (Sağ) basınç yarası varsa; Supine pozisyon, 30° sol yan, prone pozisyon,
Sakral basınç yarası varsa; 30° sol yan, 30° sağ yan, prone pozisyon,
Topukta basınç yarası varsa; Profilaksi için uygulanan sıra ile yapılmalıdır.

- Basınç ortadan kaldırılmalıdır. Ayaklara destek konularak, ayak düşmeleri önlenmelidir.

- Basınç bölgeleri sık sık gözlenmelidir. Hareket edemeyen hastalar için; yatak içinde ROM egzersizleri yaptırılmalıdır. Hasta hareket edemiyorsa (yatağa bağımlı ise) havalı yataklar kullanılmalıdır. Lastik simit kullanılmamalıdır.

Yatağın başucu 30 dereceden fazla yükseltilmemelidir. Tekerlekli iskemle kullanan hastalara, her yarım saatte bir kollarından güç alarak kendisini kaldırması ve böylece doku kanlanmasına izin vermeleri önerilmelidir.

- Deri nem ve sürtünmeden korunmalıdır. Deri temiz tutulmalı ve su vb. sıvılarla ıslatılmamalıdır. Yatak takımları kuru ve gergin olmalıdır. İnkontinansı olan hastalarda, perine temizliği uygulanmalıdır.

- Hastanın diyeti düzenlenmelidir. Bu hastalar, yüksek kalorili, yüksek proteinli ve vitaminli diyetle beslenmelidir. Normal yara iyileşmesi için A ve C vitaminleri, epitelizasyon ve fibroblast için gereken çinko, birçok enzimatik süreçte kofaktör olarak rol oynayan kalsiyum, kollajen metabolizmasına katılan demir ve bakır elementleri diyete eklenmelidir.

- Anemi tedavi edilmelidir. Doku oksijenlenmesinin yeterince sağlanabilmesi için, hemoglobin değerinin normal sınırlarda ya da yüksek olması önemlidir. Hg, Hct, kan şekeri seviyeleri ölçüImeli ve değerlendirilmelidir.

- Spazm ve kontraktür var ise tedavi edilmelidir. Uzun süren felçlerde, kaslarda ve eklem kapsüllerinde kısalma sonucu eklem kontraktürü gelişir. Özellikle kalça ve diz eklemlerinde oluşan fleksiyon kontraktürlerinin düzeltilmemesi yaraların tekrarlama riskini arttırır.

- Çıkıntı ve basınç bölgelerine, hafif masaj yapılmalıdır. Hafif masaj kan dolaşımını hızlandırarak, dokuların yeterince oksijenlenmesini sağlar.

Basınç Yarası Tedavisi

Basınç yaralarının tedavisinde, pansuman malzemesi yara üzerine yapışarak yeni oluşan dokuya da zarar vereceği için, kuru pansumanlar uygun değildir. Islak pansuman yapılmalıdır.

Islak pansumanda, doku nemliliğinin sürdürülmesi için, yara %0,9 NaCl ile ıslatılmalıdır. %09 NaCl (serum Fizyolojik) bakterisid etkisi olmamasına rağmen, doku toksisitesine neden olmadığı ve normal yara iyileşmesi sürecinin devam etmesi için uygun fizyolojik ortam oluşturduğu için tercih edilen solüsyonlardan biridir.

Pansuman sırasında, ölü dokular sıyrılarak / kazınarak (Debritman) bölgeden uzaklaştırılmalıdır. Debritman sırasında, bölgede kanama görülebilir. Pansuman ile tüm ölü doku ve kan tamamen temizlenmelidir.

Yara bölgesinde enfeksiyon belirtileri var ise; antiseptik bir solüsyon (hidrojenperoksit - H202) ya da lokal etkili antibiyotikler kullanılabilir. Sistemik enfeksiyon belirtileri var ise; hekim istemi ile antibiyotik tedavisi başlanmalıdır.

Basınç Yarası Tedavisinde Kullanılan Yöntemler

Beslenme ile ilgili tedavi;

- Yüksek kalorili ve proteinli diyet uygulanır,
- Vitamin ve elektrolit içeren solüsyonlar IV olarak verilir

Mekanik metodlar;

- Poliüretan köpükler
- Poliüretan pansumanlar (opsite)
- Jel pedler
- Basınç değiştiren yataklar (Havalı Yatak)
- İçi sıvı dolu olan pedler

Fiziksel metodlar;

- Bölge etrafına masaj
- Her 2-4 saatte bir hastayı çevirme
- Basınç bölgesine ultraviyole ışını uygulama
- Basınç bölgesine ultrosonik tedavi uygulama

Kimyasal metodlar;

- Antiseptikler
- Okside edici ajanlar (HO)
- Bölgesel enzim uygulama (insülin vb.)
- Sekonder infeksiyona karşı antibiyotik
- Çinkolu pomatlar

Cerrahi metodlar;

- Ölü dokuları eksize etme ve drenaj
- Greft uygulama
- Primer kapatma
- Ampütasyon

Yorumlar
Bu Konu İçin Henüz Yorum Yapılmamış,İlk Yorumu Siz Yapın !
Yorum Ekle
İsim Soyisim
E-Mail
Yorum